Category: İyi Hisset

Güne Daha İyi Başlamak İçin Edinmeniz Gereken 5 Alışkanlık

Sabahları uyanmakta zorlanıyor musunuz? “Afyonum bir türlü patlamadı” mı diyorsunuz? O zaman bu içeriğimiz tam size göre. Güne iyi başlamak, daha enerjik ve canlı olmak aslında çok basit. Edineceğiniz bir iki küçük alışkanlık gününüzün daha iyi başlamasına yardımcı olacaktır.

İşte Güne Daha İyi Başlamak İçin Edinmeniz Gereken 5 Alışkanlık;

1# Kulaklarınıza Masaj Yapın

Uyandıktan sonra yataktan çıkmadan önce kulaklarınıza masaj yapmak tamamen uyanmanıza yardımcı olur.  Masajı kulakların hassas bölgelerine uygulamak güne enerjik ve canlı olarak başlamanızı sağlar.

2# Bir Bardak Limonlu Ilık Su İçin

Sabahları kahvelerini bir bardak ılık su ile takas etmek vücudunuza birçok katkı sağlar. Sabahları içilen limonlu ılık su sindirim sisteminizi, böbreklerinizi ve bağırsaklarınızın işini iyileştirecek; vücudunuzdan toksinleri atmaya yardımcı olacaktır. Bir ılık su bardak içine çeyrek limon sıkmanız yeterli olacaktır. Bunu içmeye karar verirseniz, kahvaltı etmeden önce 20-30 dakika önce içmek iyi bir fikir olacaktır.

3# Dilinizi Temizleyin

Dilinizde çok sayıda bakteri birikir; bu durum kötü kokulara ve diş plaklarına, diş çürümesine ve diş etinizle ilgili sorunlara neden olabilir. Bunun önüne geçmek ve dilinizi temizlemek için tek ihtiyacınız normal bir diş fırçası. Çok sert olmayacak şekilde dilinizi fırçalayabilir ve bu sorunlardan kurtulabilirsiniz.

4# Bir Kaşık Dolusu Bal Yiyin

Bal sizi enerji ile doldurur, hafıza ve verimliliğinizi artırır, öksürüklerinizi iyileştirir ve alerji semptomlarınızı hafifletir. Bu sebeplerden ve daha fazlası için, güne bir çay kaşığı bal ile başlamak şüphesiz iyi bir fikirdir. İdeal olarak, taze, doğal bal olmalı ve kahvaltı etmeden önce 10-15 dakika tüketmelisiniz. Ancak sizin için fazla şekerli ise, bir bardak suda eriterek tüketmek de aynı etkiyi yaratacaktır.

5# Ağzınızı Hidrojen Peroksit Solüsyonuyla Yıkayın

Ağzınızı hidrojen peroksit çözeltisiyle (halk arasında oksijenli su) yıkayarak sabah rutininizi bitirebilirsiniz. Doğru orana sadık kaldığınız sürece(50 ml’lik su için% 3’lük bir solüsyondan 5-7 damla) bu konuda tehlikeli bir şey yoktur. Bu prosedür diş beyazlatmak, ağız kokusu ortadan kaldırmak ve diş etlerinizi iyileştirmek ve korumak hususunda size yardımcı olabilir.

Kaynak: brightside.me

Mutlu Bir Hayat İçin Bu 3 Şeye Dikkat

Uzmanlar, mutluluğun kaynağının üç basit şeyden ibaret olduğunu söylüyor.

Huffington Post blogger Joe Robinson son Rochester Üniversitesi bilim adamları son araştırmasında mutluluğun üç temel psikolojik ihtiyaçlarından kaynaklandığını açıkladı.

İŞTE MUTLULUĞUN ÜÇ SIRRI

Bağımsız olma: Bireylerin ev veya iş ortamlarında birilerinin baskısı altında olmadan özgürce kendi iradelerince hareket etmek istemeleri mutlu olmalarını sağlıyor.

Yetkinlik yani yeterlilik: Bireyin hayatında bir şeylere başlaması ve kendini yetenekli görmesi onun için ikinci en büyük mutluluk kaynağı.

İlişkiler: Başkalarıyla kurduğu samimi ilişkiler hayatını olumlu yönde etkiler, onu daha mutlu kılar.

Tabi ki mutluluk nedenleri herkes için çok farklı olabilir. Ancak bu üçünden biri eksik olduğunda kendinizi mutsuz hissedebilirsiniz.

Mutlu ve başarılı insanların reddettiği şeyler

Ya mutlu olacağız ya da vaktimizi bizi mutsuz eden şeylere harcayarak geçireceğiz. Nasıl mutlu olacağınızı öğrenmezseniz asla başarılı da olamazsınız. Olumsuzlukları reddetmek biraz zor olsa da kendi yolunuzu çizmek için bunu yapmak zorundasınız. Mutlu olmanız için önemsememeniz gereken şeyleri buraya bırakıyorum siz de bırakın:

Geçmiş

Geçmişinizi değiştiremezsiniz. İşte bu yüzden geçmiş tüm hata ve sıkıntılarınızı unutun. Olan oldu ve ne kadar güç harcarsanız harcayın bunu değiştiremezsiniz. Aslında geçmiş hatalarımıza da olumlu bakarak onları yapmayarak mutlu olacağımızın bilinci içine girmeliyiz. Şimdiye kadar başarılı olamamış olmanız gelecekte de olamayacağınız anlama gelmez. Mutlu ve başarılı olacaksınız. Geçmişinizin şimdiyi ve geleceğinizi zehretmesine izin vermeyin.

Kontrol edilemeyen şeyler

Mutlu ve  başarılı insanların bir ortak özelliği ise hiçbir şeyi zorlamamaktır. Kontrol edemediğiniz bir konuda kendinizi zorunlu hissetmeyin. Başarılı bir insan sorun hakkında konuşmak yerine çözüm hakkında konuşur. Eğer bir sorununuz varsa çözümü hakkında düşünün. Eğer bir çözüm yolu bulamadıysanız bırakın gitsin. Bunun anlamı olması gerekiyormuş ve öyle olacak.

Diğer insanların görüşleri

Çevrenizdeki insanları dinlenemiz harika bir şey ama bu onların görüşlerine göre hareket etmeniz gerektiği anlamına gelmez. Eğer herkesin algısına göre hareket eder ve onlar gibi düşünürseniz sonunda kim olduğunuzu unutursunuz. Kim olduğunuzu biliyorsunuz ve bu yüzden diğer insanların yargılarınızı etkilemesine izin vermeyin. Bunun yerine nasıl başarılı ve mutlu olduğunuzu göstererek diğer insanları etkileyin ve yol gösterici olun.

Sabırsız düşünceler

Şimdi Joyce Meyer’e kulak veriyoruz:  “Sabır, bekleme becerisi değildir. Beklerken doğru davranış sergileme yeteneğidir.” Sabır güvenli adımlar atarak zamana odaklanmanıza yardımcı olur. Ne kadar küçük olursa olsun her adım bir ilerlemedir. Eğer yeni bir dil öğrenmek için çalışıyorsanız hemen sonuç beklemeyin. Küçük veya büyük her değişim biraz zaman alır. Hedefinize odaklanın ve olumsuz düşüncelerden arının, işe yarayacağını göreceksiniz. İşin içine çalışmak ve sabır girdiyse her şey başarılır.

Şüpheler

Başarılı insanlar her zaman başarmak için kapasiteleri olduğuna inanır. İşler ne kadar kötü giderse gitsin olumlu bir tutum içinde olurlar. Birçok hata yapılmış olsa da kendinize ve gücünüze inanın. Milyon dolar kazanmasanız da başarılı olduğunuza inanın. Bir seçim yapmanız gerekirse şüpheleri değil içinizden olumlu geçenleri seçin. Hayatınızın iyi geçtiğine ve size tekrar tekrar mutluluk getireceğine inanın. İçinden çıkamadığınız durumlarda bile mucizeye inanın. Unutmayın inanç daima şüpheden daha iyidir.

Gereksiz görevler

Başarılı insanlar nerede hayır demeleri gerektiğini bilirler. İnsanüstü değilsin, her şeyi yapamaz ve herkese yardımcı olamazsın. Hedefinize odaklanın. Aynı anda çok şeyi yapmaya çalışmayı durdurun. Evet bu benim de zorlandığım bir durum. Ama ne zaman durdursam başarılı sonuçlar aldım. Eğer kendinize bile hayır demezseniz çok şey yapmaya çalışırken stres yüzünden başarısız olabilirsiniz. Hayırı daha fazla söylemekten korkmayın. Bazen acil şeylere çok zaman harcadığımızdan önemli şeylere vakit ayıramıyoruz. Daha önemli şeylere odaklanmak başarıya ulaşmak için size yardımcı olacak.

Korkular

Genelde başarısızlık ve reddedilme korkusuyla risk almaktan kaçınırız. İşte bu aslında neden başarısız olduğunuzun sebebi olarak ortaya çıkar. Başarılı insanlar insanlar korkularının üstesinden gelir ve daima risk alırlar. Aslında her şey bir risk, hayatta bulunmak bile. eğer risk almazsanız büyüyüp gelişemezsiniz ve neler yapabileceğinizin farkına varamazsınız. Korkularınız yerine hedefinize odaklanırsanız hiç olmadığınız kadar iyi hissedeceksiniz.

Bu şeyleri reddetmek aslında sandığınız kadar zor değil. Başarı çaba olmadan elde edilen bir şey olsaydı değerli olmazdı. Bazen hayatınızda ufak bir değişikliğin sizi mutlu hissettireceğini unutmayın. Yukarıdakilerden hangisini önemsememek sizin için zor veya zor oldu? Cevapları yoruma bekliyorum 🙂 Mutlu kalın.

Bardağın Dolu Tarafından Bakmak

Her yeni güne uyandığımızda, hayatın bize güzel şeyler getirmesini temenni ederiz. Yaşanan her yeni an bize sunulan bir hediyedir. Yenilenmek ve daha iyisini yapmak için umuttur. Başkalarının bizi, olumsuz düşünmeye sevk etmesini istemiyorsak, yaşadıklarımıza verdiğimiz tepkileri ve bakış açımızı olumlu yana çevirmeliyiz.

Şunu çok iyi biliyoruz ki bu hayatta bizler hancı değil yolcuyuz. Bu yolculuktan keyif almak ise sadece bizim elimizdedir. Bunun için de yapacağımız ilk şey hayatınızdaki olumsuz düşüncelere kulaklarımızı tıkamak olmalıdır. İkincisi ise olaylara verdiğimizi tepkilerde olumlu bakış açısına sahip olmaktır. Kimse sizi özellikle üzmek ve kırmak için çabalamaz. Eğer çabaladığını görüyorsanız da, gereken tavrı koyarak hayatımızdan uzaklaştırmalısınız. Çünkü böyle kişiler bizim hayat enerjimizi emer. Çevrenizde sizi seven ve sizin iyiliğinizi düşünen insanlar olsun yeter. Çok insan olmasa da olur.

Geçmişe baktığınızda negatif duygularla dolu bir hayat görmek istemiyorsanız; hayata karşı olumlu yaklaşın. Kin, nefret gibi duyguların kalbinizi doldurmasına izin vermeyin. Olumsuz duygular karşımızdakinden önce, sizi rahatsız eder. Gerginlik ve stres başta sağlığınıza olmak üzere, hayatınıza birçok olumsuzluk katar. Mutsuzlukları, olumsuz düşünceleri hayatınızdan çıkarın. Hayata pozitif bakarak mutlu anılar biriktirmeye çalışın. Mutsuz bir hayat geri dönüp baktığımızda keşke dedirten ilk şeydir.

İyi ki’lerin keşke’lerini geçsin bu hayatta.Çünkü zamanı geri çevirmek için saatin yelkovanı ile oynamak fayda sağlamaz. Adam Fewer

Üzüntülerimiz de sevinçlerimizde geçicidir unutmayın. Geçen zaman içerisinde birçok anıyı yenilerini oluşturmak için hafızamızın derinliklerine yolluyoruz. Anılar içerisinde hapsolmak kendimize yapacağımız en kötü şeydir. Çünkü hayat devam ediyor ve hızla geçiyor. Geçmişi düşünmek, yarınımızdan çalar. Yaşadığımız an sadece geleceğimizi şekillendirebilir.

“Geleceğinizi, geçmişinizden değil de, geleceğinizden yaratın.” Werner Erhard

İçimizdeki inancı kaybetmedikçe, hayata bardağın dolu tarafından baktıkça daha mutlu olacağınızı göreceksiniz.

“Unutmayın her durumda ne görmek istiyorsanız, onu görürsünüz. İyi tarafı görün ve yenilgiyi alaşağı edin. Eğer net bir vizyona sahip olursanız, her şey bir anda sonsuza dek uyum içinde gider.” David J. Schwartz

Nur KOŞAR

Sarılmak Ruh Sağlığına İyi Geliyor

Sarılmanın ruhen bizlere iyi geldiğini tahmin edebiliyorduk ama bilimsel araştırmalar da bu yönde yoğunlaşınca sarılmanın faydalarından iyiden iyiye emin olduk.

Yrd. Doç. Dr. Rıdvan Üney, “Yalnızlığın, bireyselliğin ön planda olduğu günümüzde neden mutlu değiliz ve neyi eksik yapıyoruzu açıklamak gerekliliği doğmuştur. Bilim, bu duyguları sağlayan hormon olarak oksitosin’i işaret etmiştir. Bu hormon esasen beyinde üretilen bir hormondur. En çok üremeyle ilişkilidir. Doğum ve doğum sonrasında yüksek miktarda salınır. Ancak diğer dönemlerde de kadın ve erkekte beyinden salgılanmaktadır. Doğumdan sonra annelik davranışını sağlayan bir hormondur. Diğer zamanlarda ise güven, eşler arasında bağlılık, aşk, sosyalleşme, karşı tarafı anlama ve endişelerin yatışmasını sağlamaktadır. Eksikliğinde kendini beğenme, güvensizlik, toplumdan uzaklaşma, psikolojik rahatsızlıklar, yalan eğilimi artmaktadır. Günlük hayatta Oksitosin salgılanmasını artıran en kolay yöntem sarılmaktır. Yorgunluk, yoğunluk, günlük stresler, yalnızlık, güvensizlik, kavgalar, çatışmalar, birbirine zaman ayırmama, ekonomik sorunlar gibi nedenlerle sarılmayı unutmuşuz gibi görünüyor” diye konuştu.

Sarılırsak, kucaklaşırsak ve birbirimize dokunursak Oksitosin hormonu salgılanır. Bu denli kolay bir yöntemle Oksitosin bize 20 ilginç fayda sağlar:

1 En kolay mutluluk sağlama yoludur.

2 Güvende hissederiz.

3 Hayatla daha kolay baş ederiz.

4 Endişelerimiz azalır.  Karşımızdakinin endişelerini yatıştırırız.

5 İletişimimiz daha iyi olur, karşımızdakini anlamak ya da anlaşılmamız kolaylaşır.

6 Güven veririz. Arkadaşımızın, eşimizin, çocuğumuzun kendisini daha güvende hissetmesini sağlarız.  Onların kendine güvenlerini artırırız.

7 Daha sosyal oluruz. Toplum içinde kendimizi daha rahat hissederiz.

8 Daha az gergin oluruz. Stresle daha rahat baş ederiz.

9 Yakınlarımızı karşı daha koruyucu oluruz.

10 Daha şefkatli oluruz.

11 Rahat uyuruz ve daha iyi hislerle uyanırız.  Yeni güne daha hazır başlarız.

12 Rahat hissederiz.

13 Arkadaşımıza eşimize çocuğumuza bağlılığımız artar. Sadakati artırır.

14- İlişkilerimizi daha samimi ve yalandan uzak yaşamamızı sağlar.

15 Annenin doğum sonu depresyonunu engeller, lohusalık dönemini rahat geçirmesini sağlar. Süt gelişini kolaylaştırır. Hamileliğin daha rahat geçmesini sağlar.

16 Eşimizle yaşadığımız cinsellik daha kaliteli olur. Eşimizi daha çekici bulmamızı sağlar.

17 İlişkilerimizde bizi kavga, çatışma ve tartışmalardan korur.

18 Belki de çağımızın en büyük sorunu depresyona karşı koruyucudur.

19 En basit, en kalıcı ve en kolay şekilde günlük yaşam stresleriyle baş etmemizi sağlar. Uzun, yorucu psikolojik/psikiyatrik tedavi sürelerini kısaltır.

20 Aşık olmanızı, aşkı korumanızı sağlar. Aşk acısını hafifletir.

Kaynak: Akşam

Zehirli Düşünceleri Dönüştürmenin 8 Yolu

Negatif düşüncelerden, olumsuz insanlardan uzak durmak kendinizi pozitif bir enerji kaynağı yapmak için Sandra Ingerman‘ın bu önerilerine kulak vermekte fayda var. Sandra’ya göre psikolojik darbeler de en az gerçek yumruklar kadar acı verici. Bundan kurtulmanın yolu ise aslında çok zor değil.

Bir gece çok etkileyici bir rüya gördüm. Bir su sebilinin etrafında birlikte çalıştığım insanlarla beraber ayaktaydık. Sıcak bir şekilde sohbet ediyorduk ama bazı arkadaşlarımın diğerlerine görünmez/psişik “yumruklar” attıklarını farkettim. Yumruk atılana “İyi misin?” ve atana da “Az önce yaptığın şeyi gördün mü?” diyordum. İnsanların kendi davranışlarıyla ilgili bilinçsizliği beni afallatmıştı.

Rüyam, görünmeyen etkileşimlerimizin gücünü gösteriyordu. İnsanların davranışlarını gözlemlediğimizde düşmanlık görmeyebiliriz. Bizi dinleyen birinin yüzünde bir tebessüm görebiliriz. Ama görünmeyen düzeyde ne oluyor?

Adına ruh dediğimiz – benim “derimizin altında kim olduğumuz” olarak adlandırdığım – görünmeyen bir boyutumuz var. Kendimizin bu parçasını göremiyoruz ama bedenimiz ve zihnimizle birlikte tüm varlığımızı oluşturuyor. Fiziksel dünyada diğerleriyle etkileşime girdiğimizde görünmeyen bir enerji alışverişi de meydana gelmekte.

Diğerlerinin davranışlarını anlatmak için kullandığımız bazı deyişler şöyle:

Dayak yemiş gibi hissettim.

Düştüğünde tekme yedi.

Beni sırtımdan hançerledi.

Gözlerinden alevler fışkırıyordu.

Sözleri kurşun gibiydi.

Şiddet enerjisi görünmeyen, psişik düzeyde hareket eder ama hem fiziksel hem de duygusal sağlığımızı etkiler. Enerji hissedilebilir bir şeydir. Öfke veya korkuyla dolu bir çevrede yaşar veya çalışırken kendimizi hiçbir düzeyde iyi hissedemeyiz.

Tüm yerli kültürleri enerjiyi, mesela öfkeyi göndermek ile ifade etmek arasındaki farkı anlar. Biri öfkesini ifade ettiğinde, öfke hissinin varlığını kabul ediyordur ama bu öfke karşıdakine zarar verebilecek güce veya harekete sahip değildir. Yalnızca görünür düzeyde olanların varlığını kabul ettiğimiz kendi kültürümüzde ise, bu diğer farkındalık düzeyinin varlığını inkar ediyor ve verdiğimiz zararın farkında olmadan, düşüncelerimizi bilinçsizce “zehirli oklar” halinde gönderiyoruz.

“Düşünceleri göndermek” deyimini kullanıyoruz ama nasıl düşünceler gönderiyoruz? Diğerlerine gönderdiğimiz düşünceler sevgi, şefkat, bağışlama ve sevecenlikle mi dolu? Yoksa nefret, öfke ve korkuyla mı?

Duygulara sahip olmanın ve duyguları ifade etmenin insan olmanın bir parçası olduğunu anlamak önemli.Yapılan araştırmalardan biliyoruz ki ifade edilmeyen duygular hastalıklara neden olabilir. İnsanlar olarak, sevgi ve sevinçten korku veya öfkeye kadar çeşitli duygulara sahip olmak ve bunları ifade etmek hakkımız. Duygularımızı ifade etmek kendimizi canlı hissettirir.

Aynı zamanda, ne tip durumlar ve etkileşimlerin bizi tetiklediğine bakmamız da önemli. Tepkiyi durdurmalı ve duygularımız ve düşüncelerimizi ifade ederken aynı zamanda onları gezegen için şifalandırıcı olan pozitif enerjiye dönüştürmeyi öğrenmeliyiz.

Spiritüel öğretiler hep dış dünyanın kendi içsel bilinç durumumuzun bir yansımasını olduğunu öğretegelmiştir. Çevre kirliliğine ve dünyanın bugünkü durumuna baktığımızda kendi iç dünyamızın durumunu görüyoruz. Eğer dünyayı değiştirmek istiyorsak kendimizi değiştirmeye odaklanmamız gerekiyor. Gönderdiğimiz düşünceler konusunda daha bilinçli olmak da buna dahil.

Enerjiyi dönüştürmek için aşağıdaki bazı basit yöntemlerle çalışabilirsiniz:

NEFES ALIN: Nefes almak enerjiyi dönüştürmenin en basit yollarından bir tanesidir. Tepki halindeyken nefesiniz sığlaşır. Derin nefes alarak tepkisel durumunuzu doğal olarak dönüştürebilirsiniz.

NİYET EDİN: Öfkeli/üzgün hissettiğinizde kendinize şunları söyleyin: “Şu anda ne hissettiğimi ifade etmem gerekiyor ve duygularımın enerjisinin sevgi ve ışığa dönüşmesini ve böylelikle dünyayı sevgiyle beslemeyi istiyorum”.

DEĞERLİ BİR GÖRÜNTÜYÜ DÜŞÜNÜN: Duygularınızın enerjisi yaşayan tüm varlıklara ulaşır. Sizde güçlü duygular uyandıran biriyle karşı karşıya kalırsanız sevdiğiniz birşeyi düşünün ve onun görüntüsünü size meydan okuyan kişinin yüzüne yansıtın. Örneğin, bir kedi yavrusu, bir yavru köpek veya en sevdiğiniz çiçek. Sevdiğiniz şeye hangi düşünceleri göndermek istersiniz?

SÖZCÜKLERİN GÜCÜNÜ KULLANIN: Spiritüel gelenekler sözcüklerin titreşim olduğunu ve kullandığımız sözcüklerin yaşamımızı etkilediğini öğretirler. Çocukken çoğumuz “abrakadabra” demişizdir. Bu aslında Aramice “Abrak ad habra”dır ve anlamı da “Konuşurken yaratacağım”. Gün boyunca sevginin enerjisini hatırlatacak sözcükleri kullanın.

ŞÜKREDİN: Neler için şükran duyduğunuzu düşünün. Şükretmek her zaman içinde bulunduğunuz bilinç durumunu dönüştürür.

GÜÇ YANSITIN: Acı çekiyor olarak algıladığınız diğerlerine acımayın, bu onları yalnızca daha beter hale getirir. İnsanları ilahi ışıkları ve mükemmellikleri içinde gördüğünüzde onlara sorunlarıyla başetmek için gereken gücü vererek yardımcı olursunuz.

DOĞAYLA BAĞLANTI KURUN: Su ıstırabınızı yıkar götürür. Yıkanırken negatif enerjinin sizden akarak ışığa dönüştüğünü imgeleyin. Rüzgarda dururken, onun bırakmanız gerekenleri taşıdığını ve ışığa dönüştürdüğünü hayal edin. Bir mum yakın ve ateşin yoğun duygularınızı dönüştürdüğünü hayal edin. Veya sorunlarınızı enerjilerinin sevgiye dönüşmesi niyetiyle toprağa gömün.

KENDİNİZİ IŞIKLA SARMALAYIN: Eğer birinin size enerjetik olarak saldırganca davrandığını hissederseniz, kendinizi çevreleyen koruyucu bir ışık hayal edin. Kimileri beyaz ışıkla çevrelendiğini düşünür. Ben kendimi şeffaf mavi bir yumurtanın içinde hayal ediyorum. Kendinizde işe yarayan bir rengi seçin.

Kaynak: Sandra Ingerman

Hiçbir Karşılaşma Tesadüf Değildir

Hiçbir karşılaşma tesadüf değildir. Hiçbir hissediş, düşünüş, bakış, algılayış, seziş de öyle. Hatta bunların tersi de tesadüf değil. Alışveriş yaptığımız market, yemek yediğimiz lokanta, su içtiğimiz çeşme, yürüdüğümüz kaldırım ve orada yanlarından birer yabancı olarak geçip gittiğimiz insanlar. Tesadüf gibi görünen karşılaşmalar, yolu sorduğumuz herhangi biri, hafifçe çarptığımız insan.

Bize gülümseyen küçük bir çocuk önümüzden aniden uçuveren kuş…Gün boyu yaşadığımız en basit olay bile herhangi bir zihinsel, fiziksel, ruhsal yada duygusal bir olayın tetikleyicisi olur. Küçük ya da büyük…

Bazen hiç hesapta olmayan durumların içine çekiliveririz. Hayal bile etmediğimiz olayları yaşarken buluruz kendimizi. Bir martı çığlığı,bir satıcı bağırışı, alır götürür bizi yıllarca ya da yollarca uzaklara… Hem öğretmen hem de öğrenciyizdir her ilişkinin içinde. Doğduğumuz aile, gittiğimiz okullar, sıra arkadaşımız, sevgilimiz , eşimiz, çocuğumuz vs.

Her ilişki, farklı bir yönümüzün aynasıdır. Ve bizler de onlar için birer aynayız.

Farkındalığımız yükseldikçe, durumları ve ilişkileri yaşarken, kendimizi ve yaşanılanları gözlemlemeye başlarız. Ve eğer yaşadıklarımıza yüksek idrakle bakabilmeyi başarırsak, o ilişki ya da durumu ne için yaşadığımızı kavrarız. Düğmelerimize en fazla basan insanlar, en iyi öğretmenlerimizdir. O ilişkide kurban olmadığımızı anlar, ilişkinin bize neyi öğretmeye çalıştığını kavrarsak, dersimizi alır ve yolumuza devam ederiz. Eğer bunu yapamazsak, o ilişkide ya da durum içinde tutsak olur, ya daha ağır durumlar yaşar ya da daha travmatik durumları (o dersi alıncaya, eksik yönümüzü tamamlayıncaya, kendimizi düzeltinceye kadar) tekrar takrar yaşamaya devam ederiz.

Bazen bazı insanların hayatına yalnızca katalizör olarak gireriz. Onların hayatlarında değiştirmesi gereken durumun düğmesine basar ve sessizce çekiliriz. Ve yüksek farkındalık içinde kalırsak, yaşanılan durumdan etkilenmeden, arkamıza bakmadan yolumuza devam ederiz.

Özet olarak, en büyük düşmanımız en iyi dostumuzdur aslında. Çünkü bizde en büyük değişime neden olur genellikle. Ve her karşılaşma kutsaldır. Karşımızdaki insanın tanrısallığını kabul edip o şekilde yaklaşırsak, nefreti, öfkeyi, suçluluk duygusunu, o insana karşı sorumlu olduğumuz ve o ilişkiye mahkum olduğumuz duygusunu ve kini söküp atarız varlığımızdan.

Yaşadığımız her durum, tanıştığımız her insan öğretmenimizdir. Ne kadar kısa sürede öğrenirsek öğrenmemiz gerekenleri, karmamızı çözüp, iç huzuruna,mutluluğa,ideal ilişkimize ve ruhsal bütünlüğe ulaşırız…

Kaynak/Yazar: Aylin Kotil

50 Yaş Manifestosu

Kalp kırıklıklarım var, ama bu bir şeyleri denediğimi gösterir, değil mi? Bu okuduklarınızın bazılarını geçmişte ben de uygulamadım. Bunu şu ana kadar yaşadığım, okuduğum, izlediğim şeylerin bir özeti olarak düşünün. Siz de kendi manifestonuzu yazın ve arada bir okuyun, okuduğunuzu uygulayın. Keyifle kalın…

1. İlk iş “Hayır” demeyi bileceksin. Bilmiyorsan öğren.
2. Sevmediğin hiç kimse ile ve sevmediğin hiçbir ortamda olma.
3. Birlikte olduğun kişiyi sadece güzel ve yakışıklı diye seçme. Egonu ilk terbiye etmen gereken yer budur.
4. Nefes almak kadar çok istediğin her şey gerçekleşecektir. Gerçekten iste.
5. Kendini sevmekten asla vazgeçme. Sana kendini kötü hissettiren insanlardan uzak dur.
6. Arkadaşlarınla asla para ilişkisi kurma. Borç isteme, verme.
7. Hayal kur. Hiç sınır tanıma…
8. Mutlaka yabancı bir dil öğren. Mümkünse sekiz dil konuş. Hayatının ne kadar renklendiğine şaşıracaksın.
9. Sevdiklerine zaman ayır. Yaşamın gerçek tadı bu.
10. Kendin ol. Seni kendin olduğun için kabullenecek insanları dost seç.
11. Öfke, nefret gibi olumsuz duygulardan arın. Her zaman seçim yapanın sen olduğunu unutma.
13. Mutlaka spor yap ve mutlaka bir hobin olsun. Ve bu konuda uzman ol.
14. Kimseyi inançları ve doğduğu yerle ilgili sınıflandırma. Unutma, sadece iyi insan ve kötü insan vardır.
15. Kitap oku. Tanımadığın insanlarla tanışır ve hiç gitmediğin yerlerde dolaşırsın.
16. Evlilik zor bir kurum. Arkadaş olamayacağın biri ile sırf güzel/yakışıklı ya da durumu iyi diye evlenme. Evliliğin ömür boyu süren bir bağlılık olduğunu unutma.
17. Sırtını dayayabileceğin, gözü kapalı uçurumun kenarında yürüyebileceğin insanla evlen.
18. Sevginden ve sevgisinden emin olmadığın, içinde küçücük de olsa şüphe duyduğun birinden çocuk yapma.
19. Sevdiğin işi yapmak harika olmalı, ama para kazanman gerektiğini unutma.
20. Fırsat buldukça seyahat et. Farklı kültürleri gözlemle. Seyahat etmek otel konforu yaşamak değildir. Dışarı çık.
21. Müzik dinle. Dans et. Dans etmemek hiç de havalı değil.
22. Sahip olduğun şeylerin sana sahip olmasına izin verme.
23. Yaşama sevincini yitirme. Hayat sıkılmak için çok kısa.
24. Ölümü hiç düşünme ve bundan korkma. Hayatı da erteleme!
25. Beyaz ya da pembe yalan söyleme. Yalan söylemek durumunda kaldığın bir ilişkide olma.
26. Hayatta bir duruşun olsun. Olaylara ya da kişilere göre eğilip bükülme.
27. İçindeki çocuğu büyütme. Yaş sayıdan ibarettir. “Yapamazsın” dedikleri hiçbir şeye aldırma.
28. Zorla hiçbir şey yapma. Ne yapıyorsan ona bir şeyler kat, sanki daha önce kimse yapmamış gibi. Yaşamak sanattır, unutma.
29. Nefes aldığın sürece umut vardır.
30. Bilgi/deneyim, başarısızlıkların sonucudur. Denemekten vazgeçme…
31. Hiçbir şeyin bağımlısı olma.
32. Kıskançlık duygunu sevginle yen. Sevdiğini özgür bırak.
33. İnsan detoksu yap. Enerjini çalan insanlardan uzak dur.
34. Özür dilemeyi bil.
35. Affetmeyi öğren. Kendin dahil…
36. Hatalarını kabullen.
37. İşkolik olma, ama işini en iyi şekilde yap. Sevdiklerine zaman ayır ve iş yüzünden çocuklarının gösterisini kaçırma. Fotoğraf ve video çekmek yerine, anı izle.
38. Zamanı satın alamazsın, ama anın keyfini çıkartabilirsin.
39. Hayatın değerini cenazelerde öğrenme.

  1. Canlıların kardeşliğine inan.
  2. Tek bir hayatın olduğunu bil.
  3. Gülümse ve nazik ol.
  4. Matematik, müzik ve resim dersi arasında bir fark yoktur. Belki dünyayı daha güzel yapacak olan bir kemancı, bir piyanist, bir ressam ya da bir şairdir…
  5. Alçakgönüllü ol, ama kimsenin seni küçümsemesine izin verme.
  6. Doğa ile uyum içinde yaşamayı öğren. Onu zorlarsan, sen zararlı çıkarsın.
  7. Sevdiğin insanı aldatma!
  8. Çocuklarına, onların sahibiymiş gibi davranma. Onların senden farklı bireyler olduğunu kabul et ve saygı duy.
  9. Dinlemeyi öğren. Konuşmaktan daha çok işe yarar.
  10. Önyargılarından arın ve kimseyi yargılama. Kimin neyi, neden seçtiğini bilemezsin!
  11. Sevgi en güzel cevaptır.
    Fark ettiyseniz, 12’nci maddeyi özellikle boş bıraktım. Siz de kendi manifestonuzu 12’nci madde olarak yazın ve hedefi 12’den vurun, dönüşümü yaşayın…

Yazı: Levent Doğurga / Akça Makina CEO’su

Yazı Q Dergisinden alınmıştır…ql.com.tr?/articles/50-yas-manifestosu

Yazı: Levent Doğurga / Akça Makina CEO’su

Yazı Q Dergisinden alınmıştır…ql.com.tr?/articles/50-yas-manifestosu

Murathan Mungan’dan Yarın Yaşayacağımızın Garantisi Var Sananlara Ders Niteliğinde Bir Yazı

Önce evlendiğimizde hayatın daha iyi olacağına inandırırız kendimizi.

Evlendikten sonra, bir çocuğumuz doğduktan hatta ardından bir tane daha olduktan sonra hayatın daha iyi olacağına inandırırız kendimizi.

Sonra çocuklar yeterince büyük olmadıkları için kızar, onlar büyüyünce daha mutlu olacağımıza inanırız. Bundan sonra, ergenlik dönemlerinde çocuklarla uğraşmamız gerektiği için öfkeleniriz.

Kendimize, çocuklarımız bu dönemden çıkınca daha mutlu olacağımızı, yeni bir araba alınca, güzel bir tatile çıkınca, emekli olunca, yaşantımızın dört dörtlük olacağını söyleriz.

Gerçek ise şu andan daha iyi bir zaman olmadığıdır. Eğer şimdi değil ise ne zaman?… Hayatınız her zaman mücadelelerle dolu olacaktır. En iyisi bunu kabul edip her ne olursa olsun mutlu olmaya karar vermektir. En sevdiğim sözlerden biri Alfred D. Souza’ ya aittir. Der ki;

-”Uzun zamandan beridir hayatın-gerçek hayatın-başlamak üzere olduğu izlenimine kapılmıştım. Fakat her zaman yolumun üzerinde bir engel, öncelikle erişilmesi gereken birşey, bitmemiş bir iş, hizmet edilecek zaman, ödenecek bir borç oldu. Sonra hayat başlayacaktı. Sonunda anladım ki bu engeller benim hayatımdı.”

Bu görüş açısı, mutluluğa giden bir yol olmadığını gösterdi. Mutluluk yoldur, öyleyse sahip olduğunuz her anın kıymetını bilin ve mutluluğu, vaktinizi harcayacak kadar özel biriyle paylaştığınız için, ona daha fazla değer verin. Unutmayın, zaman hiç kimse için beklemez. Öyleyse;

Okulu bitirene kadar,
100 milyar kazanana kadar,
Çocuklarınız olana kadar,
Çocuklarınız evden ayrılana kadar,
İşe başlayana kadar, evlenene kadar,
Cuma gecesine kadar,
Pazar sabahına kadar,
Yeni bir araba, ya da ev alana kadar,
Borçları ödeyene kadar,
İlkbahara kadar,
Yaza kadar,
Sonbahara kadar,
Kışa kadar,
Maaş gününe kadar,
Şarkınız söylenene kadar,
Emekli olana kadar,
Ölene kadar…

MUTLU OLMAK İÇİN İÇİNDE BULUNDUĞUNUZ ‘AN’ DAN DAHA İYİ BİR ZAMAN OLDUĞUNA KARAR VERMEK İÇİN BEKLEMEKTEN VAZGEÇİN.

MUTLULUK BİR VARIŞ DEĞİL, BİR YOLCULUKTUR. “PEK ÇOKLARI MUTLULUĞU İNSANDAN DAHA YÜKSEKTE ARARLAR, BAZILARI DA DAHA ALÇAKTA. OYSA MUTLULUK İNSANIN BOYU HİZASINDADIR.”

Unutmayın “YARIN KİMSEYE VAAD EDİLMEMİŞTİR.” | Murathan Mungan

Mutluluktan Ağlayan Adamın Sizi De Mutlu Edecek Hikayesi

Ağlamak denildiğinde aklınıza üzücü şeyler geliyor olabilir ama ağlamak da yaşadığınızın bir belirtisi bu hikayede Profesör Langdon’un göz yaşlarının neden aktığını duyunca tarifsiz duygulara savrulacaksınız.

Sabahın altısıydı telefonum çaldı.
Arayan Jim.
Eski bir öğrencim nefes nefese;
– Bunu görmelisiniz Profesör..
Erken kaldırılmayı sevmiyorum..
+ Hey Jim, yaşım 79, ve emin ol çok şey gördüm..
– Hayır Bay Langdon..
“Bunu görmelisiniz “dedi.

Bu ısrarına dayanamayıp evden ayrıldım ve Jim’in Melbourne’deki kliniğine doğru yola koyuldum..

Saat 8 deki hastasını kesinlikle görmem gerektiğini söyledi..
Ben tecrübeme istinaden çok bir beklenti içinde değildim..
Saat 8 oldu,ve bir adam, kucağında,2,5 yaşlarında sarışın bir erkek çocuğuyla çıkageldi..

“Tibial hemimelia..”
Yani her iki bacağı da doğuştan kasıklarından itibaren yok..
İsmi Ted.
Ted yüzüme baktı,gülümsedi..
Sanki Tanrı yeryüzünde yeni bir ırmak yaratmış gibi bir heyecan sardı içimi..
Sonra gitti..
Bir şey yapılmalıydı..
Jim, protez bacak için ölçü ve modeli belirledi ama ailenin durumu ülke standartlarının altında olduğu için maliyeti asla karşılayamayacaktı..
Umutsuzduk.. Mutsuzduk.. 2,5 yaşında bir çocuk,en tatlı adımlarını atacağı yaşlarda ve henüz yürümek nedir bilmiyor..

Arabamı sattım..

Jim’e söylediğimde çok şey demedi, gülümsedi o da küçük Ted gibi..
Zaten bir eşim yok,çocuğumda yok, alt tarafı bir araba..Neler oluyordu bilmiyordum,ama içimde değişik bir heyecan vardı..
Protezler yapıldı, geldi..
Takıldı..
Ted’e sadece yürümek kalmıştı..
Ted yürüdü..
Yanıma geldi,yüzüme baktı,gülümsedi…
‘Büyükbaba’ dedi..
Babası ağlıyordu.
Jim de..
Annesi de..
Sadece ben ve Ted ağlamıyorduk..
Yetiştirme yurdunda büyüyünce ağlamayı unutman gerekiyor..
79 yıl bekledim ağlamak için…
Ve ağladım..
Ve anladım..
İnsan olduğunu anlaman için,birinin gülümsemesine sebep olman gerekiyormuş..

Prof.Dr.Thomas Langdon