Neden Sessizliğe İhtiyaç Duyarız?

Birçoğumuz, yalnız başımıza vakit geçirmek ve “kendimizi dinlemek” için  kilometrelerce ötelere gidebiliriz. Bu “kaçışları” çoğunlukla bir terapi olarak görürüz. Ve haksız da sayılmayız. Çünkü biz insanlar yalnız kaldığımız zamanlara ihtiyaç duyarız ve bu durum hem beynimiz hem de vücudumuz için iyidir.

Yalnız kalmak ile kastettiğimiz elbette ki; tek başına bir odada oturup duvara bakarak diğer insanların ne kadar da eğlendiğini düşünmek değildir. Örneğin; işten çıktıktan sonra eve geldiğiniz ve tek başınıza kaldığınız, dinlendiğiniz o zamanı kastediyoruz. Ya da yorucu bir günün ardından kendi aracınızla eve dönüş yolu boyunca tek başınıza kaldığınız o zamanı… Evdeki herkesin gittiği ve müziği açtığınız o zamanı… Buna ihtiyacınız var çünkü, daha doğrusu beyniniz bunu ister.

Peki ama yaptığınız hiçbir şeyin olmadığı bu sakin ortamda beyniniz ne yapar? “Partiye” geri dönmeden önce beyniniz, belirli bölgeleri arasındaki aktiviteye dair tamamen farklı bir örgüyü başlatır ve bu durum genel olarak varsayılan (default) ağ moduna dönmek olarak bilinir.

Beynin varsayılan ağ modunu gösteren fMRI taraması. ohn Graner, National Intrepid Center of Excellence, Walter Reed National Military Medical Center, Bethesda, MD.

Birçok araştırma varsayılan ağı modunu daha iyi anlayabilmek için bu durumdaki aktiviteyi hem depresyon gibi hastalıklarda hem de sağlıklı anda izledi. Ve bilim insanları bu ağın; kişi ister dinleniyor olsun, ister hayaller aleminde olsun, ister geçmiş hakkında düşünüyor olsun ya da gelecekle ilgili plan yapıyor olsun aktif olduğu bulgusuna ulaştı. Bir başka deyişle, herhangi bir görevle meşgul değilsek, beynimiz birlikte çalışan bölgeler arasındaki iletişim yollarını açık tutarak sürekli olarak kendisiyle “konuşur.” Bu durum şu anlama geliyor olabilir; dinlenme safhasındayken beyin aktivitesi bizi herhangi bir şeye hazır halde tutuyor böylece de yalnızlıktan çıktığımız anda doğru bir tutum geliştirebiliyoruz.

Yapılan diğer çalışmalarda ise düşünceler aleminde dolaşmanın yaratıcılığı güçlendirmeye yardımcı olabileceği bulgusuna ulaşıldı. Bu durum problem çözümünde yaratıcı çözümler geliştirmeye ve hatta sırf zaman geçirmek için yapılan küçük bir aktivitede bile yaratıcı olmaya sebep olabiliyor. Diğer insanlarla bir arada olduğumuzda birden çok görevi gerçekleştiririz, yani sürekli olarak diğer kişinin ne düşündüğünü, söz konusu bir soruna dair nasıl bir çözüme ulaştığını, düşüncelerinin ve duygularının neler olduğunu tahmin etmeye çalışırız. Oysa yalnız kaldığımızda, beynimiz rahatlar ve odaklanır.

Bu yüzden, evet yalnız kalınan zamanlar iyidir, ancak bu durum yalnızlığa döndüğünde işte bu bir sorun haline gelir. Kendinizle başbaşa kalmak tamamen özgürleştirici olabilir ve kendinizi tanımanız için harika bir fırsattır. Bu yüzden bu zamanı (yalnız kalınan zaman) seversiniz. Böylesi anlarda ortaya çıkabilecek yalnızlık halini engellemek için ise zevk aldığınız bir şeyi yapmaktır. 2015 Mart ayında yayımlanan bir çalışmada; yalnızlığın; erken ölüm riskini yaklaşık %25 lik bir oranda arttırdığı bulgusuna ulaşıldı. Yeni ister erkek, ister kadın olun, ister Avrupalı ister Amerikalı olun, farketmiyor; yalnızlık hiç acımadan öldürüyor.

Öte yandan birçok insan yalnız vakit geçirmekten hoşlanmaz, çünkü bu durum bu insanların yalnız hissetmelerine sebep olur. Bu yüzden kendinizle tamamen izole olma duygusuna kapılmadan zaman geçirmenizi sağlayacak bazı tüyolar vereceğiz.

Özel bir aktivite geliştirin. Beyin hücrelerinizi çalıştırın, örneğin; kitap okuyun, yazı yazın, resim yapın ya da kendinize yeni bir yetenek öğretin. Böylece yalnız ve sıkılmış hissetmek yerine dürtülenmiş ve başarılı olmuş hissedersiniz.

Ter dökün. Egzersiz yapın, doğada yürüyüşe çıkın ya da kalkın ve dans edin. Bu durumlar endorfin salgınızı artırır. Böylelikle de daha motive hissedersiniz.

Tüylü bir arkadaş bulun. Evcil hayvanlar iyi birer yalnızlık ilacıdır. Onlarla konuşabilir, oynayabilir ve hatta eğer isterseniz oturup beraber bir akşam yemeği bile yiyebilirsiniz. Yani etrafta bir evcil hayvan olduğunda asla yalnız hissetmezsiniz.

Yaratıcı olun. Bütün bir günü tamamen eğlendiğiniz şeyleri yapmak için ayarlayın. Böylece yalnızlık hissine kapılmayacak, belki de günün sonunda gururla sergileyebileceğiniz bir projeyi bitirmiş olacaksnız.

Meditasyon yapın. Meditasyonun farkındalığı arttırıp, endişeyi azaltarak bir denge yarattığı daha önceki çalışmalarda gösterilmişti. 15 dakika deneyin ve nasıl hissettiğinizi gözlemleyin.

Kaynaklar ve İleri Okuma:
– Wilson, Timothy D., David A. Reinhard, Erin C. Westgate, Daniel T. Gilbert, Nicole Ellerbeck, Cheryl Hahn, Casey L. Brown, and Adi Shaked. “Just think: The challenges of the disengaged mind.” Science 345, no. 6192 (2014): 75-77. http://science.sciencemag.org/content/345/6192/75.full
– Buckner, Randy L., Jessica R. Andrews‐Hanna, and Daniel L. Schacter. “The brain’s default network.” Annals of the New York Academy of Sciences1124, no. 1 (2008): 1-38. http://onlinelibrary.wiley.com/doi/10.1196/annals.1440.011/abstract

– Smith, K. “Neuroscience: Idle minds.” Nature. http://www.nature.com/news/neuroscience-idle-minds-1.11440 (Retrieved on 2016, June 17)
– Billock, J. “Why Your Brain Needs Some Peace and Quiet.” Braindecoder. https://braindecoder.com/post/why-your-brain-needs-some-peace-and-quiet-1584308916 (Retrieved on 2016, June 17)
– Baird, Benjamin, Jonathan Smallwood, Michael D. Mrazek, Julia WY Kam, Michael S. Franklin, and Jonathan W. Schooler. “Inspired by distraction mind wandering facilitates creative incubation.” Psychological Science (2012): 0956797612446024. http://pss.sagepub.com/content/23/10/1117
– McGovern, M, K. “The Effects of Exercise on the Brain.” Serendip. http://serendip.brynmawr.edu/bb/neuro/neuro05/web2/mmcgovern.html (Retrieved on 2016, June 17)

*Bu yazı ve görseller Gürkan Akçay‘ın BİLİMFİLİ‘nde yer alan aynı isimli yazısından alınmıştır.  Teşekkürler.

Eric Thomas’ın Denemekten Yorulanlara Aradığı İlhamı Verecek Konuşması

Hayat her zaman istediklerimizi sunma konusunda bonkör değil. Bazı anlar bizi tahmin ettiğimizden çok daha fazla yorabiliyor. O anlarda bazen bir motivasyona ihtiyacımız olabiliyor. Eric Thomas’ın bu konuşması da tam o aradığımız türden, ilham verici bir konuşma.

Dil Bilmeseniz Bile Gittiğiniz Yerde İşlerinizi Halletmenizi Sağlayan Tshirt

İngilizce bilmenin size her yerde yeteceğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Siz 10 dil bilseniz de karşıdaki insan o dillerden birini bile bilmezse sıkıntı.
Anlaşamıyorsunuz.

Bu tshirt üzerindeki ikonlar sayesinde karşımızdakine istediklerinizi anlatabiliyorsunuz. https://iconspeak.world/ adresinden bu tshirt alınabiliyor.

Tshirt ve anlatılanlarla ilgili bu fotoğraflar size fikir verecek:

Uçaktaki En İyi Koltuğu Nasıl Seçersiniz?

Ticari uçaklardaki her ayrıntı düşünülerek belirlenmiştir. Örneğin koltukların rengi için mavi tonların seçilmesi bu rengin genel olarak sakinleştirici etkisinden dolayıdır.

En rahat koltuk

Ekonomi sınıfındaki ucuz biletler için ayrılmış koltukların çoğunda da yolcuların rahat oturması için bazı düzenlemeler yapılmıştır; koltuğun hafif yatması, bacakları uzatmak için alan ve kafayı yaslayacak yastık vb.

Birinci sınıf koltuklarda ise iş daha geniş ve rahat koltukları çoktan aşmış, koltuklar tam yatar hale gelmiştir artık.

Uçakta oturacağınız koltuğu seçerken dikkat edilmesi gereken birkaç şeyi Cheapflights seyahat sitesi müdürü Andrew Shelton şöyle özetliyor:

Çıkış olarak belirlenen kapıların önündeki koltuklar ile en arkadaki koltuklar geriye doğru yatmaz. Çıkışın arkasındaki koltuklarda ise pencereler olmasını istediğiniz yerde değildir.

Mutfak bölümüne yakın koltuklar sessiz bir yolculuk için ideal değildir. Hostesler yiyecek ve içecekleri burada hazırladığı gibi, herhangi bir görevlerinin olmadığı zamanlarda da genelde burada bir araya gelirler.

Başüstü dolaplarında yer bulmak

Arka koltukların, uçaktan inerken biraz bekleme ve hava türbülanslarında sarsılma gibi dezavantajları olsa da, uçağın arkası daha az kalabalık olduğundan el bagajını koyacak yer bulması daha kolaydır.

Birçok havayolu, uçağın arkasında oturan yolcuları daha önce içeri alır. Yani siz bindiğinizde başüstü dolapları hala boştur.

Hangi koltuklar daha güvenli?

Amerikan Federal Havacılık İdaresi’nin verilerini inceleyen Time Dergisi, son 35 yılın kaza raporlarına bakarak uçağın arkasındaki orta koltukların kaza sırasında daha iyi sonuç verdiğini belirtiyor. Ama bunun garantisi yok elbette.

Aslında kaza sırasında hayatta kalmak veya yaralanmaktan korunmak için iyi ya da kötü koltuk diye bir şey yoktur. Uçak kazaları ender olduğu gibi her kaza farklıdır.

Acil durum anında acil çıkışa ne kadar yakınsanız uçaktan o kadar erken inersiniz. Ama tam da çıkışta oturmak farklı bir durumdur.

Acil durumda çıkış kapısındaki koltuklar

Çıkışa yakın olmak bazı yolcuların hızla uçaktan çıkmasını sağlayacaktır. Ama acil çıkışta pencere kenarında oturanların herhangi bir acil durumda yolcuların çıkmasına yardım etmesi gerekebilir.

Uçağın tipi, acil durumun ne olduğu ve hosteslerin ihtiyaçlarına bağlı olarak bazı yolculardan acil çıkış penceresini açmaları ve diğer yolcuların çıkmasına ya da acil iniş kaydırağından inip aşağıda onların inmesine yardımcı olmaları istenebilir.

Yandaki koltuğun boş kalması için

Uçakta yolcular genellikle birbirinden mümkün olduğunda uzak oturmak ister. Uçağın arkasındaki koltuklar en son seçilenler olur.

Eğer biraz sarsıntıyı göze alıyorsanız ve yoğun bir sezon değilse arka koltuklarda yanınızdaki koltuk boş kalacak şekilde oturabilirsiniz.

Uçaktan en çabuk inmek için

Kısa sürede bağlantılı bir uçuşa yetişmeniz gerekiyorsa nereye oturmalısınız? Belli ki uçağın ön kısmında oturuyorsanız inmeniz daha hızlı olur. Bunun için önde oturan yolcularla yer değiştirebilirsiniz. Ama bazen bunu yapmak istemeyenler, ya da karşılığında bir şey almak isteyenler çıkabilir.

Eğer arkadaki başüstü dolaplarına eşya koymamışsanız, önde oturan yolcuya sadece inişe geçtiğinizde yer değiştirme önerisini getirebilirsiniz.

Kulak ağrısı önlenebilir mi?

Uçuş sırasında kabindeki basınç nedeniyle bazı yolcular kulak ağrısı yaşayabilir. Ama uçağın her yerinde aynı basınç olduğundan oturduğunuz yer bu ağrıyı etkilemeyecektir.

Yemeği erken almak için

Yemek servisi genellikle önde başlar. Fakat bazı havayolları uçuşun yönüne göre farklı bir yöntem izleyebilir. Bazı havayolları vejetaryen, etli, glutensiz ya da çocuklar için özel yemekleri önceden seçme olanağı sunabilir.

Servis önde başlamışsa arkada oturmanın dezavantajlarına bir yenisi daha eklenmiş olur. Size gelinceye kadar bazı gözde yemekler tükenmiş olabilir.

Uçağın orta kısımlarında oturanlara çabuk servis yapılması gibi bir avantaj olsa da, servisin devam ediyor olması nedeniyle tuvalete gitmek için beklemek gerekebilir.

Bu nedenle uçağa binmeden ya da uçuşta servis başlamadan önce tuvalete gitmeniz tavsiye olunur.

Uçağın en sessiz bölmesi neresi?

Ağlayan çocuk ya da yüksek sesli sohbetleri hesaba katmadan bile uçak kabini gürültü bir yerdir. Kalkış sırasında bu gürültü 105 desibele kadar çıkar, ama yükseldiğinde de 85 desibeldedir. Bu benzinle çalışan çim biçme makinesinin çıkardığı gürültüye eşdeğerdir.

Bazı yolcular mutfakta sohbet eden hosteslerden şikâyet etse de, motorların sesinden kurtulmak için mümkün olduğunca önlerde oturmak en iyisidir.

Ayrıca koridor koltuklarındaki ses, pencere kenarına göre birkaç desibel daha düşüktür.

Bazı koltuklar daha mı ucuz?

Uçaklardaki koltukların fiyatları son yıllarda epey değişim gösterdi. Çoğu havayolu en iyi koltuklara ekstra fiyat koyarken kimi de birinci sınıf ve ekonomi kategorilerinin dışında alt sınıflandırmalar yaparak, örneğin ekstra bacak alanı sunan koltuklar için daha fazla para almaya başladı. Bazıları ise yolcunun bilet aldığı sırada koltuk seçimini ekstra ücrete tabi tutuyor.

En arkada ya da tuvalet yakınındaki koltuklara mahkum olmak istemiyorsanız uçuşunuzu önceden planlayın.

Eğer herhangi bir kategori için ekstra ücret ödemediyseniz, oturacağınız yer ortadaki ya da arkadaki ekonomi sınıfı koltuklar olacaktır.

Uçuş öncesi koltuk değiştirme

Uçakta orta koltuklarda oturmak istemiyorsanız internet üzerinden erken ‘check in’ yapıp son anda açılan koltuklar olup olmadığına bakabilir ya da seyahat şirketinin, havayolu rezervasyon görevlilerinden yardım alabilirsiniz.

Uçağa biniş anına kadar koltuk değiştirmek için başvuruda bulunabilirsiniz. Bu işin püf noktası bunu güler yüzle yapmaktan geçiyor.

Kaynak : BBC Türkçe servisi

Güne Daha İyi Başlamak İçin Edinmeniz Gereken 5 Alışkanlık

Sabahları uyanmakta zorlanıyor musunuz? “Afyonum bir türlü patlamadı” mı diyorsunuz? O zaman bu içeriğimiz tam size göre. Güne iyi başlamak, daha enerjik ve canlı olmak aslında çok basit. Edineceğiniz bir iki küçük alışkanlık gününüzün daha iyi başlamasına yardımcı olacaktır.

İşte Güne Daha İyi Başlamak İçin Edinmeniz Gereken 5 Alışkanlık;

1# Kulaklarınıza Masaj Yapın

Uyandıktan sonra yataktan çıkmadan önce kulaklarınıza masaj yapmak tamamen uyanmanıza yardımcı olur.  Masajı kulakların hassas bölgelerine uygulamak güne enerjik ve canlı olarak başlamanızı sağlar.

2# Bir Bardak Limonlu Ilık Su İçin

Sabahları kahvelerini bir bardak ılık su ile takas etmek vücudunuza birçok katkı sağlar. Sabahları içilen limonlu ılık su sindirim sisteminizi, böbreklerinizi ve bağırsaklarınızın işini iyileştirecek; vücudunuzdan toksinleri atmaya yardımcı olacaktır. Bir ılık su bardak içine çeyrek limon sıkmanız yeterli olacaktır. Bunu içmeye karar verirseniz, kahvaltı etmeden önce 20-30 dakika önce içmek iyi bir fikir olacaktır.

3# Dilinizi Temizleyin

Dilinizde çok sayıda bakteri birikir; bu durum kötü kokulara ve diş plaklarına, diş çürümesine ve diş etinizle ilgili sorunlara neden olabilir. Bunun önüne geçmek ve dilinizi temizlemek için tek ihtiyacınız normal bir diş fırçası. Çok sert olmayacak şekilde dilinizi fırçalayabilir ve bu sorunlardan kurtulabilirsiniz.

4# Bir Kaşık Dolusu Bal Yiyin

Bal sizi enerji ile doldurur, hafıza ve verimliliğinizi artırır, öksürüklerinizi iyileştirir ve alerji semptomlarınızı hafifletir. Bu sebeplerden ve daha fazlası için, güne bir çay kaşığı bal ile başlamak şüphesiz iyi bir fikirdir. İdeal olarak, taze, doğal bal olmalı ve kahvaltı etmeden önce 10-15 dakika tüketmelisiniz. Ancak sizin için fazla şekerli ise, bir bardak suda eriterek tüketmek de aynı etkiyi yaratacaktır.

5# Ağzınızı Hidrojen Peroksit Solüsyonuyla Yıkayın

Ağzınızı hidrojen peroksit çözeltisiyle (halk arasında oksijenli su) yıkayarak sabah rutininizi bitirebilirsiniz. Doğru orana sadık kaldığınız sürece(50 ml’lik su için% 3’lük bir solüsyondan 5-7 damla) bu konuda tehlikeli bir şey yoktur. Bu prosedür diş beyazlatmak, ağız kokusu ortadan kaldırmak ve diş etlerinizi iyileştirmek ve korumak hususunda size yardımcı olabilir.

Kaynak: brightside.me

Mutlu Bir Hayat İçin Bu 3 Şeye Dikkat

Uzmanlar, mutluluğun kaynağının üç basit şeyden ibaret olduğunu söylüyor.

Huffington Post blogger Joe Robinson son Rochester Üniversitesi bilim adamları son araştırmasında mutluluğun üç temel psikolojik ihtiyaçlarından kaynaklandığını açıkladı.

İŞTE MUTLULUĞUN ÜÇ SIRRI

Bağımsız olma: Bireylerin ev veya iş ortamlarında birilerinin baskısı altında olmadan özgürce kendi iradelerince hareket etmek istemeleri mutlu olmalarını sağlıyor.

Yetkinlik yani yeterlilik: Bireyin hayatında bir şeylere başlaması ve kendini yetenekli görmesi onun için ikinci en büyük mutluluk kaynağı.

İlişkiler: Başkalarıyla kurduğu samimi ilişkiler hayatını olumlu yönde etkiler, onu daha mutlu kılar.

Tabi ki mutluluk nedenleri herkes için çok farklı olabilir. Ancak bu üçünden biri eksik olduğunda kendinizi mutsuz hissedebilirsiniz.

Mutlu ve başarılı insanların reddettiği şeyler

Ya mutlu olacağız ya da vaktimizi bizi mutsuz eden şeylere harcayarak geçireceğiz. Nasıl mutlu olacağınızı öğrenmezseniz asla başarılı da olamazsınız. Olumsuzlukları reddetmek biraz zor olsa da kendi yolunuzu çizmek için bunu yapmak zorundasınız. Mutlu olmanız için önemsememeniz gereken şeyleri buraya bırakıyorum siz de bırakın:

Geçmiş

Geçmişinizi değiştiremezsiniz. İşte bu yüzden geçmiş tüm hata ve sıkıntılarınızı unutun. Olan oldu ve ne kadar güç harcarsanız harcayın bunu değiştiremezsiniz. Aslında geçmiş hatalarımıza da olumlu bakarak onları yapmayarak mutlu olacağımızın bilinci içine girmeliyiz. Şimdiye kadar başarılı olamamış olmanız gelecekte de olamayacağınız anlama gelmez. Mutlu ve başarılı olacaksınız. Geçmişinizin şimdiyi ve geleceğinizi zehretmesine izin vermeyin.

Kontrol edilemeyen şeyler

Mutlu ve  başarılı insanların bir ortak özelliği ise hiçbir şeyi zorlamamaktır. Kontrol edemediğiniz bir konuda kendinizi zorunlu hissetmeyin. Başarılı bir insan sorun hakkında konuşmak yerine çözüm hakkında konuşur. Eğer bir sorununuz varsa çözümü hakkında düşünün. Eğer bir çözüm yolu bulamadıysanız bırakın gitsin. Bunun anlamı olması gerekiyormuş ve öyle olacak.

Diğer insanların görüşleri

Çevrenizdeki insanları dinlenemiz harika bir şey ama bu onların görüşlerine göre hareket etmeniz gerektiği anlamına gelmez. Eğer herkesin algısına göre hareket eder ve onlar gibi düşünürseniz sonunda kim olduğunuzu unutursunuz. Kim olduğunuzu biliyorsunuz ve bu yüzden diğer insanların yargılarınızı etkilemesine izin vermeyin. Bunun yerine nasıl başarılı ve mutlu olduğunuzu göstererek diğer insanları etkileyin ve yol gösterici olun.

Sabırsız düşünceler

Şimdi Joyce Meyer’e kulak veriyoruz:  “Sabır, bekleme becerisi değildir. Beklerken doğru davranış sergileme yeteneğidir.” Sabır güvenli adımlar atarak zamana odaklanmanıza yardımcı olur. Ne kadar küçük olursa olsun her adım bir ilerlemedir. Eğer yeni bir dil öğrenmek için çalışıyorsanız hemen sonuç beklemeyin. Küçük veya büyük her değişim biraz zaman alır. Hedefinize odaklanın ve olumsuz düşüncelerden arının, işe yarayacağını göreceksiniz. İşin içine çalışmak ve sabır girdiyse her şey başarılır.

Şüpheler

Başarılı insanlar her zaman başarmak için kapasiteleri olduğuna inanır. İşler ne kadar kötü giderse gitsin olumlu bir tutum içinde olurlar. Birçok hata yapılmış olsa da kendinize ve gücünüze inanın. Milyon dolar kazanmasanız da başarılı olduğunuza inanın. Bir seçim yapmanız gerekirse şüpheleri değil içinizden olumlu geçenleri seçin. Hayatınızın iyi geçtiğine ve size tekrar tekrar mutluluk getireceğine inanın. İçinden çıkamadığınız durumlarda bile mucizeye inanın. Unutmayın inanç daima şüpheden daha iyidir.

Gereksiz görevler

Başarılı insanlar nerede hayır demeleri gerektiğini bilirler. İnsanüstü değilsin, her şeyi yapamaz ve herkese yardımcı olamazsın. Hedefinize odaklanın. Aynı anda çok şeyi yapmaya çalışmayı durdurun. Evet bu benim de zorlandığım bir durum. Ama ne zaman durdursam başarılı sonuçlar aldım. Eğer kendinize bile hayır demezseniz çok şey yapmaya çalışırken stres yüzünden başarısız olabilirsiniz. Hayırı daha fazla söylemekten korkmayın. Bazen acil şeylere çok zaman harcadığımızdan önemli şeylere vakit ayıramıyoruz. Daha önemli şeylere odaklanmak başarıya ulaşmak için size yardımcı olacak.

Korkular

Genelde başarısızlık ve reddedilme korkusuyla risk almaktan kaçınırız. İşte bu aslında neden başarısız olduğunuzun sebebi olarak ortaya çıkar. Başarılı insanlar insanlar korkularının üstesinden gelir ve daima risk alırlar. Aslında her şey bir risk, hayatta bulunmak bile. eğer risk almazsanız büyüyüp gelişemezsiniz ve neler yapabileceğinizin farkına varamazsınız. Korkularınız yerine hedefinize odaklanırsanız hiç olmadığınız kadar iyi hissedeceksiniz.

Bu şeyleri reddetmek aslında sandığınız kadar zor değil. Başarı çaba olmadan elde edilen bir şey olsaydı değerli olmazdı. Bazen hayatınızda ufak bir değişikliğin sizi mutlu hissettireceğini unutmayın. Yukarıdakilerden hangisini önemsememek sizin için zor veya zor oldu? Cevapları yoruma bekliyorum 🙂 Mutlu kalın.

Harvard’lı psikolog açıkladı: Harika bir ilk izlenim uyandırmanın 10 yolu

Amy Cuddy, insanların sizinle ilk tanıştığı anda sadece tek bir sorunun cevabını aradıklarını ve bu cevabın iş ilişkilerinizin temelini oluşturduğunu söylüyor. 

Soru basit: “Ona güvenebilir miyim?”

Bu soruya olumlu cevap alabilmeniz için yapmanız gereken 10 şeyi sizlerle paylaşıyoruz.

1. Konuşmaktan çok dinleyin. 

Soru sorun. Göz teması kurun. Gülümseyin. Somurtun. Kafa sallayın. Cevap verin, bu cevap ne çok sözlü olmasın ama sözsüz de olmasın. Bir insanın önemli olduğunu göstermek için tek yapmanız gereken bu.

Konuştuğunuzda ise sizden istenmediği taktirde tavsiye vermeyin. Dinlemek, tavsiye vermekten daha çok ilgilendiğinizi gösterir çünkü tavsiye verdiğinizde, bir çok durumda kendiniz hakkında konuşmuş olursunuz.

Eğer buna inanmıyorsanız şöyle düşünün: “Senin yerinde olsaydım” cümlesi kimin hakkında?

Sadece söyleyecek önemli birşeyiniz varsa konuşun ve her zaman “önemli” kavramını kendiniz için değil karşı taraf içim tanımlayın.

2. İlgiyi başkalarını üzerine çekin. 

Hiç kimse yeteri kadar övgü almaz. Hiç kimse. Yani işe insanlara iyi bir iş çıkarttıklarını söylemekle başlayın.

Bir dakika, yoksa neyi iyi yaptıklarını bilmiyor musunuz? Çok ayıp! Zira bilmek sizin işiniz. Şimdiden bu konuyu araştırmak sizin işiniz. İnsanlar sizin övgülerinize müteşekkir olmakla kalmayacak aynı zamanda neler yaptıklarına dikkat edecek kadar onları önemsemenizi takdir edeceklerdir.

Ve tabi ki kendilerini daha başarılı ve daha önemli hissedeceklerdir. Dahası onları böyle hissettirdiğiniz için sizi seveceklerdir.

3. Asla seçici dinleme yapmayın. 

Bazı insanlar kendi altında hissettikleri insanların söylediklerini dinleme yeteneğine sahip değildirler.

Tabi ki onlarla konuşabilirsiniz fakat tek başına düşen ağaç ormanda gürültü yapmaz, çünkü dinleyen kimse yoktur.

İyi bir ilk izlenim bırakanlar herkesi dikkatlice dinlerler ve sosyal statü farketmeksizin hepimizin onlarla ortak paydada buluştuğumuzu hissettirirler.

Çünkü ortak bir noktamız var: hepimiz insanız.

4. Eşyalarınızı ortadan kaldırın.

Telefonunuza bakmayın. Monitörünüze göz atmayın. bir anlığına başka hiçbir şeye odaklanmayın.

Eğer başka eşyalarla bağlantı kurmakla meşgulseniz insanlarla bağlantı kuramazsınız.

Onlara tüm dikkatinizi hediye edin. Bu hediye bir avuç insanın birbirine verdiği bir hediye. Bu hediye tek başına, insanların etrafınızda olmak istemesini ve sizi hatırlamasını sağlayacaktır.

5.  Almadan önce verin ve hiç bir zaman bir şey almayacağınızı varsayın. 

Ne alacağınızı hiçbir zaman düşünmeyin. Ne verebileceğinize odaklanın. Gerçek bir bağ ve ilişki oluşturmanın tek yolu vermektir.

6. Kendinizi beğenmiş davranmayın…

Sizin tutucu, kasıntı, kendini beğenmiş yapınızdan sadece tutucu,kasıntı, kendini beğenmiş insanlar hoşlanır.

Geri kalanlarımız bu durumdan etkilenmez. Aksine sinirlenir, soğur ve rahatsız oluruz.

Üstelik odaya girdiğiniz anda sizden nefret ederiz.

7. …çünkü diğer insanların önemli olduğunu anlamanız gerek. 

Bildiklerinizi zaten biliyorsunuz. Kendi görüşlerinizi biliyorsunuz. Bakış açılarınızı ve perspektiflerinizi biliyorsunuz.

Tüm bunlar önemli değil çünkü onlar zaten sizin. Kendi kendinizden bir şey öğrenemezsiniz.

Fakat diğer insanların neler bildiklerini bilmiyorsunuz ve herkes kim olursa olsun, sizin bilmediğiniz şeyler bilir.

Bu da diğer insanları sizden daha önemli yapar çünkü onlardan bir şeyler öğrenebilirsiniz.

8. Kelimelerinizi seçin. 
Kullandığınız kelimeler başkalarının tavırlarını etkiler.

Örneğin bir toplantıya girmek zorunda değilsiniz, sadece başka insanlarla tanışmaya gidiyorsunuz. Yeni bir müşteri için sunum hazırlamak zorunda değilsiniz, sadece başkalarıyla havalı şeyleri paylaşıyorsunuz. Spor salonuna gitmek zorunda değilsiniz sadece sağlığınızı geliştirmek için egzersiz yapıyorsunuz.

Adaylarla mülakat yapmak zorunda değilsiniz, sadece ekibinize katılacak en iyi insanı seçiyorsunuz.

Hepimiz mutlu, hevesli, başarılı insanlarla iş arkadaşı olmak isteriz. Seçtiğiniz kelimeler diğer insanların kendini iyi hissetmesini sağlar ve sizin de kendiniz hakkında iyi hissetmenize yol açar.

9. Başkalarının başarısızlıklarını tartışmayın…

Kabul edelim hepimiz dedikodu yapmayı severiz. Hepimiz biraz gıybet duymayı severiz.

Sorun şu ki; hiç birimiz o dedikoduyu servis edeni pek de sevmeyiz. Ve dahası o insana kesinlikle saygı duymayız.

Başka insanların başarısızlıklarına gülmeyin. Eğer gülerseniz, etrafınızdaki insanlar aynı şeyi onlar için yapıp yapmadığınızı merak etmeye başlayacaktır.

10.  …fakat kendi başarısızlıklarınızı itiraf etmeye hazır olun
Son derece başarılı insanların başarılı oldukları için karizma sahibi olduğu düşünülür. Başarıları sanki kafalarının üstünde bir hare etkisi yaratır. Adeta parlarlar.

Buradaki anahtar kelime: gözükmek.

Harika bir ilk izlenim bırakmak için son derece başarılı olmanıza gerek yok. Işıltılı yüzeyi yırttığınızda, tüm başarılı insanların bir taşın karizmasına sahip olduğunu göreceksiniz.

Fakat dikkat çekecek derecede karizmatik olmak için olağanüstü derecede hakiki olmanız gerekir.

Mütevazi olun. Başarısızlıklarınız paylaşın. Hatalarınızı itiraf edin. Eğitici bir öykü olun ve kendinize gülün.

Başka kimsenin hatalarına asla gülmemeniz gerekirken kendinizinkilere her zaman gülün.

İnsanlar sizin hatalarınıza gülmeyecek, sizin gülüşünüze eşlik edecektir.

Sizi sırf bunun için sevecek ve her daim etrafınıza olmak isteyeceklerdir.

Kaynak: sosyalmedya.co

Bardağın Dolu Tarafından Bakmak

Her yeni güne uyandığımızda, hayatın bize güzel şeyler getirmesini temenni ederiz. Yaşanan her yeni an bize sunulan bir hediyedir. Yenilenmek ve daha iyisini yapmak için umuttur. Başkalarının bizi, olumsuz düşünmeye sevk etmesini istemiyorsak, yaşadıklarımıza verdiğimiz tepkileri ve bakış açımızı olumlu yana çevirmeliyiz.

Şunu çok iyi biliyoruz ki bu hayatta bizler hancı değil yolcuyuz. Bu yolculuktan keyif almak ise sadece bizim elimizdedir. Bunun için de yapacağımız ilk şey hayatınızdaki olumsuz düşüncelere kulaklarımızı tıkamak olmalıdır. İkincisi ise olaylara verdiğimizi tepkilerde olumlu bakış açısına sahip olmaktır. Kimse sizi özellikle üzmek ve kırmak için çabalamaz. Eğer çabaladığını görüyorsanız da, gereken tavrı koyarak hayatımızdan uzaklaştırmalısınız. Çünkü böyle kişiler bizim hayat enerjimizi emer. Çevrenizde sizi seven ve sizin iyiliğinizi düşünen insanlar olsun yeter. Çok insan olmasa da olur.

Geçmişe baktığınızda negatif duygularla dolu bir hayat görmek istemiyorsanız; hayata karşı olumlu yaklaşın. Kin, nefret gibi duyguların kalbinizi doldurmasına izin vermeyin. Olumsuz duygular karşımızdakinden önce, sizi rahatsız eder. Gerginlik ve stres başta sağlığınıza olmak üzere, hayatınıza birçok olumsuzluk katar. Mutsuzlukları, olumsuz düşünceleri hayatınızdan çıkarın. Hayata pozitif bakarak mutlu anılar biriktirmeye çalışın. Mutsuz bir hayat geri dönüp baktığımızda keşke dedirten ilk şeydir.

İyi ki’lerin keşke’lerini geçsin bu hayatta.Çünkü zamanı geri çevirmek için saatin yelkovanı ile oynamak fayda sağlamaz. Adam Fewer

Üzüntülerimiz de sevinçlerimizde geçicidir unutmayın. Geçen zaman içerisinde birçok anıyı yenilerini oluşturmak için hafızamızın derinliklerine yolluyoruz. Anılar içerisinde hapsolmak kendimize yapacağımız en kötü şeydir. Çünkü hayat devam ediyor ve hızla geçiyor. Geçmişi düşünmek, yarınımızdan çalar. Yaşadığımız an sadece geleceğimizi şekillendirebilir.

“Geleceğinizi, geçmişinizden değil de, geleceğinizden yaratın.” Werner Erhard

İçimizdeki inancı kaybetmedikçe, hayata bardağın dolu tarafından baktıkça daha mutlu olacağınızı göreceksiniz.

“Unutmayın her durumda ne görmek istiyorsanız, onu görürsünüz. İyi tarafı görün ve yenilgiyi alaşağı edin. Eğer net bir vizyona sahip olursanız, her şey bir anda sonsuza dek uyum içinde gider.” David J. Schwartz

Nur KOŞAR

Sarılmak Ruh Sağlığına İyi Geliyor

Sarılmanın ruhen bizlere iyi geldiğini tahmin edebiliyorduk ama bilimsel araştırmalar da bu yönde yoğunlaşınca sarılmanın faydalarından iyiden iyiye emin olduk.

Yrd. Doç. Dr. Rıdvan Üney, “Yalnızlığın, bireyselliğin ön planda olduğu günümüzde neden mutlu değiliz ve neyi eksik yapıyoruzu açıklamak gerekliliği doğmuştur. Bilim, bu duyguları sağlayan hormon olarak oksitosin’i işaret etmiştir. Bu hormon esasen beyinde üretilen bir hormondur. En çok üremeyle ilişkilidir. Doğum ve doğum sonrasında yüksek miktarda salınır. Ancak diğer dönemlerde de kadın ve erkekte beyinden salgılanmaktadır. Doğumdan sonra annelik davranışını sağlayan bir hormondur. Diğer zamanlarda ise güven, eşler arasında bağlılık, aşk, sosyalleşme, karşı tarafı anlama ve endişelerin yatışmasını sağlamaktadır. Eksikliğinde kendini beğenme, güvensizlik, toplumdan uzaklaşma, psikolojik rahatsızlıklar, yalan eğilimi artmaktadır. Günlük hayatta Oksitosin salgılanmasını artıran en kolay yöntem sarılmaktır. Yorgunluk, yoğunluk, günlük stresler, yalnızlık, güvensizlik, kavgalar, çatışmalar, birbirine zaman ayırmama, ekonomik sorunlar gibi nedenlerle sarılmayı unutmuşuz gibi görünüyor” diye konuştu.

Sarılırsak, kucaklaşırsak ve birbirimize dokunursak Oksitosin hormonu salgılanır. Bu denli kolay bir yöntemle Oksitosin bize 20 ilginç fayda sağlar:

1 En kolay mutluluk sağlama yoludur.

2 Güvende hissederiz.

3 Hayatla daha kolay baş ederiz.

4 Endişelerimiz azalır.  Karşımızdakinin endişelerini yatıştırırız.

5 İletişimimiz daha iyi olur, karşımızdakini anlamak ya da anlaşılmamız kolaylaşır.

6 Güven veririz. Arkadaşımızın, eşimizin, çocuğumuzun kendisini daha güvende hissetmesini sağlarız.  Onların kendine güvenlerini artırırız.

7 Daha sosyal oluruz. Toplum içinde kendimizi daha rahat hissederiz.

8 Daha az gergin oluruz. Stresle daha rahat baş ederiz.

9 Yakınlarımızı karşı daha koruyucu oluruz.

10 Daha şefkatli oluruz.

11 Rahat uyuruz ve daha iyi hislerle uyanırız.  Yeni güne daha hazır başlarız.

12 Rahat hissederiz.

13 Arkadaşımıza eşimize çocuğumuza bağlılığımız artar. Sadakati artırır.

14- İlişkilerimizi daha samimi ve yalandan uzak yaşamamızı sağlar.

15 Annenin doğum sonu depresyonunu engeller, lohusalık dönemini rahat geçirmesini sağlar. Süt gelişini kolaylaştırır. Hamileliğin daha rahat geçmesini sağlar.

16 Eşimizle yaşadığımız cinsellik daha kaliteli olur. Eşimizi daha çekici bulmamızı sağlar.

17 İlişkilerimizde bizi kavga, çatışma ve tartışmalardan korur.

18 Belki de çağımızın en büyük sorunu depresyona karşı koruyucudur.

19 En basit, en kalıcı ve en kolay şekilde günlük yaşam stresleriyle baş etmemizi sağlar. Uzun, yorucu psikolojik/psikiyatrik tedavi sürelerini kısaltır.

20 Aşık olmanızı, aşkı korumanızı sağlar. Aşk acısını hafifletir.

Kaynak: Akşam